Hikayemiz

Bizimkisi bir ağaç hikâyesi…

Hani Nazım Hikmet “Yaşamaya Dair” adlı şiirinde diyor ya

 ….ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin…


Bizim de hikâyemiz 70’imizden sonra ağaca tutunmak aslında.

Sanatımızı ve esnaflık kültürünü torunlarımıza miras bırakmak için 70 yaşımızdan sonra ağaçlara tutunduk.

“Geleneksel ürünlere modern yorumlar” dedik ve kendi özgün tasarımlarımızı yapmaya başladık.

Arasa Tahtacı Atölyesi çok genç ama tecrübemiz çok eskilere dayanıyor.   

Mesleği mobilyacılık olan Mithat Usta’nın emekliliğinin ardından hobi olarak ahşaba hayat vermesi ve eşi Kadriye hanımın bu ürünleri satma fikri ile doğdu Arasa Tahtacı Atölyesi.

Kadriye hanım, Gaziantep’in tarihi çarşısı Buğday Pazarında “Arasa Tahtacı Atölyesi” adı ile açtığı ahşap ürünler mağazasında eşinin ürettiği el yapımı doğal ahşap ürünleri satıyor.

Mithat Usta zeytin, ceviz, antep fıstığı, kayısı, kiraz, limon, çam ağaçlarını aldı onlardan saatler, aynalar, tepsiler, kutular daha doğrusu ağaç ustanın kulağına neyi fısıldadıysa onu yapıyor.

Çocukları da bu e-ticaret sitesinden sanatı tüm ülkeye taşıyor.

Kadriye hanım ağaçlara torunlarının ismini veriyor…

Limon ve Akasya ağaçlarına ASYA diyor mesela, torunu Asya’nın zarafetine atıfta bulunarak,

Zeytin ve Antep Fıstığı ağaçlarından yapılan ürünlere HAZAL SERİSİ diyor, torunu Hazal’ın nadir bulunan özellikleri ve zeytine olan düşkünlüğünden dolayı,

Çok çeşitli ürün üretilebilen Çam ağacı gibi değişken olan torunu NAZLICAN’ın ismini çam ağacından üretilen ürünler serisine,

Çetin ceviz BAŞAK’ın ismi ise elbette ceviz ağacından üretilen ürünlere verildi.

Peki ya erkek torunlar?

İşte onların ismi kütükten yapılan ürünlere verildi.